I N B R U G E S

Senaryonun ilk satırlarında, filmin yönetmeni ve senaristi Martin McDonagh, Bruges şehrini başka bir dünyaya aitmiş gibi tanımlar. Bu, iki İrlandalı tetikçi Ken ve Ray’in ahlaki yolculukları ve arınma hikayelerini anlatan In Bruges filminin derinliğini anlamamız için ilk ipucumuz.

Patronları Ken ve Ray’i saklanmaları ve kendileri hakkındaki kararı beklemeleri için Bruges’a göndermiştir. Bu iki tetikçiden Ken profesyonel ve tecrübeli olanı, Ray ise daha ilk işinden çok büyük çuvallamış olanıdır. Patronları Harry’nin ise çok katı ve sarsılamaz ahlaki kuralları vardır. Karakterlerin neden Bruges’da olduklarını ve arınma hikayelerinin ne olduğunu ilk başta tam olarak anlayamasak da ilk ipucunu filmin henüz ilk dakikalarında alıyoruz. Ray’in çok büyük bir yanlış yaptığını ve geçirdiği sarsıntıyı daha ilk dakikalarda görmemiz filmin ne kadar sert geçeceği yönünde bize uyarılarda bulunuyor. Bir eleştiri yazısından çok detayların aktarıldığı bir yazı olacağı için şimdi biraz ileri saralım.

 

İlk sahnemiz Ray’in flashback sahnesi. Burada Ray’in ilk işini, işi nasıl batırdığını görüyoruz. Bir rahibi öldürmekle görevlendirilen Ray, yanlışlıkla kilisede dua etmekte olan bir çocuğu da öldürmüştür. Çocuk, günahlarını listelediği bir kağıdı elinde tutmaktadır.

 

Huysuz olmak

Matematikte kötü olmak

Üzgün olmak

 

Bu üç madde de Ray için söylenebilir maddelerdir. Aynı şekilde Ray de film boyunca üzgün ve huysuzdur. (Ray’in huysuzluğu çok başarılı bir kara mizahla aktarılmakta.) Bir kişi yerine iki kişi öldürdüğü için matematikte kötü olduğu da söylenebilir. Böylece Ray’in filmdeki ahlaki yolculuğu ve arınma hikayesi başlamış oluyor.

 

Hemen ardından gelen müzede geçen sahne ise ikinci sahnemiz.  Karakterlerimiz Ray ve Ken’in Groeningemuseum’da üç tane tabloyu incelediğini görüyoruz. Bunlardan ilki Jan Provoost’un 1500’lerde yaptığı iki kanattan oluşan Death and the Miser tablosu. Filmin senaryosunda Martin McDonagh bu tabloyu “iskelete benzeyen ölümün, vadesi dolanları almaya gelmesi” şeklinde tanımlamıştır.

 

İkinci tablo ise yine iki kanattan oluşan Gerar David’in The Judgement of Cambyses, 1498 tablosu. Bu tabloda ise Pers imparatoru İkinci Cambyses’in verdiği emir üzerine yozlaşmış bir yargıcın aldığı rüşvetler yüzünden canlı canlı derisinin yüzülerek cezalandırılışını görüyoruz. Bu tablo bir nebze de olsa ahlaki kuralların siyah ya da beyazdan oluştuğunu, herhangi bir grilikten söz edilemediğini anlatıyor.

 

Üçüncü tablo ise Hieronymus Bosch’ın 1482’de resmettiği üç kanattan oluşan The Last Judgement tablosu. Detaylara çok fazla girmeden kabaca üstünden geçecek olursak sol panelde Adem ve Havva’nın yaşadığı cennet bahçesi resmedilmiştir. Ortadaki panelde ise kıyamet günü anlatılmaktadır. Günahkar olanların çeşitli korkunç yaratıklar tarafından cezalandırılışları detayları gösterilmektedir. Sağ panel ise cehennemi resmetmektedir.

 

 

Yazıyı çok uzun tutmamak adına bir hayli ileri sararak finale doğru gelelim. Patronları Harry, işi bitirmek için Bruges’a gelmiştir. Önce emirlere karşı gelip Ray’i bıraktığı için Ken’i vurur daha sonrasında ise bir film setine kadar Ray’i kovalar. Setteki figüranların Bosch’ın The Last Judgement tablosundakine benzer maske ve kostümlerinden de kesin olarak anlıyoruz ki Bruges şehri Ray için araftır ve kişisel arınması gerçekleşmek üzeredir.

Sıralı üçleme sahnelerimizin üçüncüsünde ise Ken ve Ray’in arasında geçen ve filmin ahlaki yolculuğunu özetleyen diyalogu izliyoruz.  Bu sahnede de Ken’in yaşadığı ahlaki ikilemleri öğreniyoruz. Geçmişte işlediği bir cinayet yüzünden vicdanen rahat olmadığını anlatıyor Ken. Ray de filmin başında yaşadığı sarsıntıyı tekrar yaşıyor. Küçük bir çocuğu öldürmüş olması vicdani ve ahlaki çok büyük bir yük ve bu, kefaretini ödeyene kadar asla peşini bırakmayacaktır.

Harry birkaç el ateş ederek Ray’i vurur fakat tıpkı Ray’in flashback sahnesinde gerçekleştiği gibi mermilerden birisi hedefinin arkasındaki çocuk kıyafetleri giymiş bir cüceyi öldürür. Yazının başında da bahsettiğim üzere Harry’nin çok katı ve sarsılamaz ahlaki kuralları vardır ve bu kuralları kendi benliğinden ve varoluşundan üstün tutar.

Ray son anda Harry’yi uyarmaya çalışsa da Harry “görünürde” bir çocuğu öldürdüğü için intihar eder. Herkes kefaretini ödemiş ve arınmasını gerçekleştirmiştir.

*Yönetmen Martin McDonagh bir röportajında şehrin filmde kullanımı ve gösterimi açısından Nicolas Roeg’un 1973 yapımı Don’t Look Now filminden etkilendiğini belirtmiştir. (Don’t Look Now filmi Venedik’te geçiyor.)

*Filmin senaryosunda finale ek bir sahne daha var fakat Martin McDonagh filmi Bruges’da bitirmeyi tercih etmiş.

 

                                                                                                                             

 

    Leave Your Comment Here